Nereye gidersen git; aynı gökyüzünü paylaşıyor olacağız
sen başka şehirlerde başka insanlarla olacaksın belki,
ama ben hep anılarına el sallayacağım.
Bundan tam otuz yıl sonra yine aynı yerde fakat zamana yenik düşüp kentleşmeye ayak uydurmuş o her zamanki mekanımızdayız.Pikapta çalan o plak kadar eski olan dostuma gülümsüyorum.
Küçükken tuttuğum günlük kadar yıpranmışız ikimizde.Yine el eleyiz.Yüzümüzdeki acımasız çizgilere rağmen çocukluğumuzdaki gibi o heyecan var içimizde.Hiçkimsenin ve hiçbir şeyin değiştiremeyeceği o heyecan var.
Mutluyuz.Bundan tam otuz yıl sonra birbirimizi vücudumuzdaki her kıvrım kadar iyi tanımamıza rağmen yine iki yabancıyız.Hep birlikte olan ama her zaman imkansız olan.
(Kaynak: realize--the--lies)
I wish you’d hold me when I turn my back
The less I give the more I get back
Oh your hands can heal, your hands can bruise
I don’t have a choice but I still choose you
I don’t love you but I always wil..
The Civil Wars - Poison&Wine
Aşk.. İnsanı hem ayakta tutan hem yıkıp yakan hem de kendisini bulması değil midir? Sevgi.. İnsanı hayata bağlayan anlamları bulup onlara sıkıca sarılmasını sağlayan yegane şey değil midir? Tutku.. İnsanı ele geçiren hem aşkına hem de sahip olduğu o sevgiye bağlanması değil midir? Madem bu üçü insanı hayata bağlıyor peki bu kırıklar niye? Sevmek bu kadar kolay ve güçlü bir şey ise yalnızlık niye?
I set fire to the rain,
Watch it pour as I touch your face,
Well, it burned while I cried
Cause I heard it screaming out your name, your name…
Adele_ Set on fire
Bazen sadece uzaktan izleriz hayatı, hayatın acımasızlığını, karamsarlığını… Etrafımızda olup bitenleri, bizi üzenleri… Kalp kırıklarını, kıranları… Sadece bazen uzaktan bakarız. Umutla bekleriz… Umutsuzluklara bile umutla bakarız. Ve sadece izleriz…
Gülümserken seni izlemek güzel bir duygu. Gülümsemenden sorumlu olduğumu bilmek ise muazzam güzel bir duygu..





